ODA

Biz
az önce
açık kapıdan aceleyle girince,
muhtemelen
öylesine bir tesadüfle
dokununca eline elim,
dalına ıslık değmiş serçenin
beyhude telaşına kapıldı içim.

Sen
az önce
öylesine,
belki yalnızca ikimiz varız diye
nazikçe bakıp gülümsedin.
Tam da o sıra
korsan bir  gemi yandı ortasında
büyük buz denizinin.
Bir rüzgar esti,
bir yaprak uçtu,
eyersiz bir at dörtnala koşup
dağıttı tozunu Tebai’nin.

Sen
az önce
muhtemelen
oda bizi yutmasın diye
konuşurken lacivert sesinle
çorak kuyulara yeni sular yükseldi.
Yeni dolunaylar düştü eski şadırvanlara,
avlulara
gümüş çocuklar birikti .

Sen
az önce
muhtemelen
ben bir hayale akıp gittim diye
öylesine bakınırken pencereden,
bir kadın göç etti
bildiği tüm şehirlerden.

DC
Resim: Gülay NALCI

Ağlak Gece Kuşu Sonatı

03: 25…

Kafamda sözcükler darmadağın

ve hiçbiri bir başlangıç yapmaya uygun değil.

Kendimi tarif etmekten en nefret ettiğim kimyasındayken beynim

ne yazarsam kıyısından geçerim bir saçmalığın bilemiyorum.

Ne seyir ne seyir şimdilerde  nacizane sahnelerim

Bir histerik gülmeler ağlamalar,
bir öyle dakikalarca durup bakakalmalar ki tadına doyulmaz.

Öyle kendiyle yüzleşmeler, sesini bir tek kendine duyurmalar,

sorular, yanıtsızlıklar,

daha büyük sorular ve daha büyük …

Üç noktanın şevkatine sığınmacalar böyle yerli yersiz…

Neresine yaslasam ruhumu bir türlü rahat edemediğim bir ülkenin üzerinde,

kendi hayatımın insanlarından an be an soyutlanarak

ve lime lime ederek tüm iyi nedenleri

mümkün müdür  hala bir hayale tutunmak?

Saat 04:01…

Uykum var

Tuşlara basmak bile…

Zor…

Bir göz bandı, bir çift kulak tıkacı ve bir puzzle ın sonradan bulunmuş kayıp parçası gibi

boşluğa yerleşen o birkaç tümce …

Serçenin ölümünde bile vardır bir bildiği kaderin.

Bugün olacaksa bir şey  yarına kalmaz,

yarına kalacaksa bugün olmaz.

Bütün mesele hazır olmakta..

Madem bırakıp gideceği hiçbir şeyin sahibi değildir insan,

erken bırakmış ne çıkar

Ne olacaksa olsun!…*

* Shakespeare (Hamlet)

 

Derya CESUR