Bir Gün Bir Yabancı Gelir Şehre ve Hikaye Başlar…

Yağmur sonrası ayazla beraber kol kola giren sis tüm griliğiyle çöker şehrin üstüne,  bir kukumav belirir sisler arasından, gelir konar teller üstüne. Hemen altında tenha bir park içerisinde, köhne bir bank üzerinde bir kadın oturur. Kukumav keskin bakışlarını kadının üzerinde gezdirir ve kendince söylenir; ”Ne zaman ben bu tellere konsam, O da gelir bu banka oturur. Acaba O da diyor mudur; ”ben ne zaman bu banka otursam, O da gelir şu tellere konar” diye.”

Yersizdir kukumavın merakı, kadın değil kukumavı fark etmek, kendi farkındalığını bile uzun süredir fark etmemektedir.

Tam o sırada bir yabancı gelir kadının şehrine…

Tam o sırada bir şair, almaktadır kalemi eline…

***

Bir gün bir yabancı gelir şehre ve hikâye başlar,

Bir kukumav kuşu konar ıslak tellere,

Bir kadın, bir yabancıyı sever,

Kokusu karışır aşk’ın, ılık yellere.

*

Bir gün, bin güne yol alır eriyen zaman içinde,

Huzur’dur adı, sırça bulmacada saklı,

Söner, sönmez denilen (Aşk-ı) Rum ateşi,

Mutsuzluktur geriye kalan, sönen küller içinde saklı.

*

Bir kadın ağlar sessiz, yağmurların sakladığı,

Bir kukumav kuşu kalkar tellerden, uçar yiter,

Aşk’ın adı savrulur göklere, rüzgârların sayıkladığı,

Bir gün ‘’O’’ yabancı ayrılır şehirden ve hikâye biter.

***

Kukumav uçar, yabancı gider, kadın kalır… Ve şair, kalemi elinden bırakır!

Özkan SARI