Ayna

Eskisi gibi değilim.

Doktor, beynimin içinde olup bitenlerden bahsedip duruyor. Kullandığı terimleri anlamıyorum. Sonra anlayacağım bir dille anlatmaya çalışıyor;

Beynimizin içinde küçüklü büyüklü şehirler varmış. Bu şehirleri birbirine bağlayan yollar ve köprüler. Diyor ki; artık senin bu yolların çöküyor, köprülerin yıkılıyor. Şehirlerin arasında bir bağlantı kalmıyor!

O şehirlere hafızam ulaşamıyormuş artık. Tüm geçmişim o şehirler içinde çürümeye yüz tutuyormuş.

Bana kalan ise bir kaç köy ve patikaymış bundan böyle. Tabi şimdilik diye de ekliyor.

Geçmişimle ilgili bir şey hatırlayamıyorum. Başım da ağrımaz oldu. Ağrı kesicileri bırakabileceğimi söyledi doktor. Eskisi gibi de ağlamıyormuşum artık, onu da kapıcı söyledi. Eskiden hep ağlardın şimdi hep gülüyorsun diyor kapıcı. Neden ağladığımı da, şimdi neden güldüğümü de bildiğimi söyleyemem.

Seni görüyorum artık aynaya her bakışımda… Sen aynaya bakarken beni hiç gördün mü acaba? Hatırlasam, bu soruya kendim cevap verebilirim ama karanlık artık her yer, ışıklar kapatılmış gibi…

Sahi neden kendimi değil de seni görüyorum devamlı aynada? Bak! Ayna kenarına iliştirilmiş fotoğraflarda da sen varsın. Burası senin evin olmalı. Ben ne arıyorum peki burada? Hatırlamıyorum…

Ne var ki gidemediğim şehirlerde, neler çürüyor ki oralarda?

Artık başım ağrımıyor! Uykularımdan da kabuslarla uyanmaz oldum. Gördüğün gibi yüzümde de hep tatlı bir tebessüm.

Ben şimdi odama geçeyim. Sık sık geliyorum zaten ayna karşısına. Ayna dışına çıkabilirsen buyur içeri gidelim beraber.

Bana kalan bir kaç köy ve patikaymış artık. Köyler gürültüsüz ve havası tertemiz. Patikalar yemyeşil.

Ararsan beni bir gün, o patikalarda olurum. Onlar da yıkılırsa, köy içerisinde bir evde olurum. Orada da bulamazsan; nerede olurum inan bilmiyorum… Ama bir daha ki randevuda sorarım doktora.

Ha unutuyordum!

Çok yakışıklısın ve bana çok benziyorsun!

Özkan SARI

Yol-(cu)-(luk)

Aylardan kasım

ve beşi geçmişken akrep

şehrin anjiyoya muhtaç damarlarında

bir “varmak” telaşında iken gölgeler

ve

müdanasızca akarken zaman karanlık mazgallara

iyi ki diyorum

iyi ki güzel şarkılar var

İyi ki

şarkılardan geçmişe serilen asma köprüler hala ayakta

iyi ki

dururken de gidebiliyor insan

iyi ki

eğilip bükülüyor zaman

Ve sonra

göreceliğin kadifemsi hoşluğunda

sert dalgaların dövdüğü kurşuni bir kayalıktan

aşağı düşüyor  an

Üç pedalın kromatik aralığında

aksak ritimle dolaşan ayaklarım da olmasa

aslında hiçbir şey yok

şimdi den arta kalan

Derya CESUR