Bazen

Bazen her şey çok fazladır.
Kırılan bardak,
taşan çorba,
çalan telefon,
ayağa takılan oyuncak…

Bazen
ne yapsa gökyüzü, fazladır.
Güneş çok yakar,
rüzgar çok üşütür
yağmur çok ıslatır,
bazen.

Aynalar çok fazla gösterir  o zamanlarda
saçın beyazını,
alnın kırışığını,
gözün üstündeki kaşı.

Gündüzler girdaba
geceler limana dönüşür.
Karanlık aydınlığın,
sessizlik gürültünün
devirir sultanlığını.
Bir cenin gibi bükülüp kendi içine
yitirmek ister insan
dünü,
bugünü,
meçhul yarını.
Hiçlikte asılıp,
onunla bir olmak ister
bazen.

İnsan bazen yorulur beklemekten Godot’yu,
hep aynı başa sarıp
başka türlü olsun diye uğraştığı Son’u.

“Dünyadasın, işte bunun tedavisi yok.” diye bir not düşer defterine,
henüz doğmadığı zamanlarda söylenmiş.
Ve güler,
zamanın asla değiştiremediği şeylere.

Bir varmış iki yokmuş
Köz harlanıp yeli boğmuş
Kuş uçmuş göğü delmiş
Söz dolanıp düğüm olmuş

Develer tellal iken
Mevsim güzden kışa çıkmış
Pireler berber iken
Kağıt gemi suda batmış

Ben babamın beşiğini
Tıngır mıngır sallar iken
Kaf dağını ateş tutmuş
Dertli dolap dile gelmiş
Dinlemişim,

beni yutmuş