Tecessüs

Bilmek hadisesi zorlar insanı.
Bilmek, sorumlulukla kol kola gezer, bilinen şeyin gereğini yapmaya mecbur eder;
eğer o gerçek bir ‘bilmek’ ise.
Çünkü insan istese de istemese de tutarlı olmaya eğilimlidir. Bizi insan yapan kodlar bütünü korumak, akıl, duygu ve beden arasındaki çelişkileri ortadan kaldırmakla ilgili komutlar içerir.

Öğrendiğimiz her yeni bilgi ya da deneyim ile mevcut yazılımdaki kodlar güncellenir. Her yeni bilgi ile yakın ve uzak gelecekteki muhtemel senaryomuz değişir. Her yeni öğrenme ile algımız alt üst olur. Bir odanın içinde en mükemmel haliyle konumlandığını düşündüğümüz tüm o eşyalar yerlerinden oynayıp dağılır sanki. Her seferinde yeni bir tertip gerekir. Bu yüzden öğrenmeye hevesli zihinlerin asla derli toplu odaları olmaz. Konfor alanı nedir bilmeyen bu bilinç türü bir yandan alabildiğine genişlerken diğer yandan kendine sığacak, sığınacak yer bulmakta zorlanır.

Biz çocukluktan da biliyoruz.
Uzayan kemiklerimizin böldüğü uykuları unutmuş değiliz; büyümek, her haliyle sancılı bir şey.
Aidiyetlerimizi yeniden sorgulatan, eşten, dosttan, akrabadan eksilten bir şey bu.

Bildiklerimiz, itinayla üst üste dizdiklerimiz bir bir yıkılır öğrenirken. Dünya dilinde “değişmek” deriz buna. Değişmek çoğu kez pişmanlıklar, hayal kırıklıkları ve yalnızlıklar döker başımızdan aşağı. Bazen bir ucundan başlayıp tüm kişisel tarihimizi alev alev yakar yahut telafisi zor erezyonlar yaşatır. Belki de bu yüzden bu kadar korkuyoruz yeni bir şey öğrenmekten. Çünkü öğrendikçe bildiklerimiz korkutucu şekilde azalır.

İçinde huzurla yaşadığımız ‘insandan duvarlar’ yavaş yavaş çözünür, geçirgenleşir ve yerçekimsiz bir gezegende yürür gibi yalpalarız boşlukta. Taştan bloklar gibi durduğu yerde duran, tavizsiz, yalnızca kendi konuştuğunu duyanların dünyasından kopar, havada gezinen yalnız toz tanecikleri gibi ilişecek başka bir tanecik ararız. İşte bu hiç konforlu değil. Belki de merak etmek, o merakın peşine düşmek, genişlemek bu yüzden ızdıraplı geliyor.

Bilmenin çoğu kez öğrenmekle eş olmadığını söylüyor eğitim bilimciler. Teorik olarak öyle olabilir. Ancak bana göre bilmek hadisesine doğru bakılmıyor. Öğrenilmeyen şey zaten bilinmemiştir. Benim bilmekten kastım özümsemek, anlamak, eyleme dönüştürmektir. Bilge Yunus’un dediği gibi yani;

“Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır”

Bilmek, farkında olmaktır.
Farkında olmak ise başlı başına beladır.

Farkında olmak elini ayağını büker insanın. Farkındaysan çatışma başlar. Öteden beri yapageldikleriyle savaşmaya başlar insan. Tüm sinir ağları gerilir. Farkında olduğumuz şey bizi sorumlu kılar. Gereğini yapmazsak huzur bulamayız. Gereğini yaptığımızda ise aynı yerde kalamayız.

Tecessüs…

Son okuduğum kitapta[1]rastladım ona. Final yazısının içinde buluştuk.  Yazar da hiç okumaya niyetli olmadığı bir anda Cemil Meriç kitaplarından birinde göz göze gelmiş ‘tecessüs’le . Görür görmez vurulmuş kelimeye.

Sözlükler, bilhassa kuru ve derinliksiz olanlar “merak” demiş tecessüse. Hayır, beni çeken bu değil. Başka olmalı, bu kelime daha derinlerden tüten bir anlam bulutu taşıyor sırtında, biliyorum” diyor Sinan Canan. Kendi deyimiyle bu tınısı cıscıslı kelimenin ardına düşmüş. Casus ile aynı kökten gelirmiş tecessüs. El yordamıyla aramak, ardını araştırmak, derin merak duymak, öğrenmeye durmak, gösterilenin ardını talep etmek ve dahası demekmiş. “Nereden nereye?” diyerek gülümsedim. Çünkü son zamanlarda verip durduğum öğretmence nasihatlerin arasında sıklık derecesi en yüksek olanı buydu.

“Sana verilenle yetinme, ardına düş.”

“Bizi beklemek değil, merak etmek kurtaracak.”

“Kapılar hep vardır ve ancak elinde doğru anahtar varsa açılır. Önce merak küçük arkadaşım; onu uyandırmalısın.”

Ve böyle uzayıp giden onlarca dakika…
Tek bir kelime ile anlatabilirmişim meğer; tecessüs.

İnsan merakını öldürmeden büyüyebilmişse, bu güzel gezegenin ona anlatacak pek çok ilginç hikayesi var, hâlâ. Baktıkça bakası, duydukça duyası, her fırsatta kendini onun yüz milyonlarca yıllık kucağına atası gelir tecessüsle yaşayan insanın. En büyük bilgi ondadır. Her rengi başka bir ses çıkarır, her sesi ayrı bir lezzete çağırır. İnsanın gözlerinden, kulaklarından, burun deliklerinden, cildindeki gözeneklerden girer; kemiklerine, sinir ağlarına, göğüs kafesine ve diyaframına yerleşir hayat. O zaman, belki yalnızca o tek an, parçası olduğumuz, ait olduğumuz yerin ve tek hakikatin farkına varırız.

Bakmaya yeltenince görecek şey çok.
Duymaya niyet edince çağıran ses güçlü.
Bilmeye doğru çıkılan yol uzun.

Bilmemek mümkün.
Bilmeyi reddetmek zavallılık.
Bilmeyi murad etmek fazilet.
Bilmediğini bilmemek, bildiğini sandığıyla övünmek ise felaket. Tüm bunlarla birlikte, pek de bir şey bildim sayamam kendimi.
Ama tecessüs… O yanımda.
Mucizelere değmeye, anlamaya çalışmaya, bağlantıları bulmaya,
şaşırmaya ve daha çok şaşırmaya,
ezberleri utandıran sorular sorup ortalığı karıştırmaya devam edecek o.
Nefis ile,
dev aynaları ile,


[1] Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler. 2020. ss:283

Tecessüs’ için 2 yanıt

  1. Yerinde saymamak, gelişmek ve ilerlemek için daima sormak gerekir. Sormak içinse merak etmek gerekir. Çoğu kez insanlar sormazlar, merak etmezler. Onları soru sormaya cesaretlendirenleri de kendilerinden iterler.
    “Ne gerek var şimdi huzurumu bozmaya? Gel senle bir iki araba muhabbeti, futbol muhabbeti edelim, zaman öldürelim.
    Zamanın bizi öldürüldüğünü hiç sorgulamayalım. Her geçen anın bizi neye yaklaştırdığını hiç düşünmeyelim.
    Sorarsak huzurumuz kaçar, dedelerimizden, babalarımızdan taklit ettiklerimizin yanlış ve çelişkili olduğunu anlarsak ne yaparız? Bunca on yıldır yaşıyoruz. Bu yılları bana geri vermeyeceksen beni yalnız bırak veya sadece futbol konuş benimle.” der en belirgin edasıyla.
    Hakikatten öyledir, sordukça ve bildikçe insanın huzuru kaçıyor. Zira çelişkileri gidermeden yaşamak olmuyor. Ya sormaya devam edeceksin ya da futbol konuşacaksın, o sorular denizine asla dalmayacaksın.
    Gayet güzel bir yazı olmuş. Yazınız okurken bana bunları düşündürdü. Teşekkür ederim.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s