Biz

Biz birlikte güzeliz sevgili deniz.
Yüzün
ben baktıkça daha mavi,
kıyıların
ben bastıkça sohbetli.

Biz birlikte özgürüz sevgili deniz
Ben
sana sarıldıkça öteyim dünyadan.
Üstünde gezindikçe,
dalgalarında yükselip indikçe
razıyım uyanmaktan.

Sen,
beni kucakladıkça engin,
atlayıp bir kayalıktan
dibini bulamadığımca daha derinsin.
Kadimsin,
kalendersin,
hakimsin
ama bir gölden,
bir nehirden benimle ayrılır sesin.

Ufkunda gemilerini yürüten benim.
Seni keşfe çıkıp fırtınalarında kaybolmuş,
renkli mercanlarını yaydığın,
balıklarına yuva yaptığın batık yelkenliler ben’im.

Ben senin isminim sevgili deniz.
Seni fısıldayan,
bağıran,
adından ilhamla şiirler yazıp
şarkılar besteleyenim.

Sen,
şiddetli kabartılarınla döverken kayaları
bir sigara dumanıyla sana kederli,
keyifli,
gelgitli selamlar gönderenim.

Biz birlikte varız sevgili deniz.
Küreğim teninde gezinir,
oltam gün doğumunda istavrite kur yaparken
ve saçlarım yosun,
derim iyot kokarken tamız.

Aylardan kasım,
yine adını kaleme doladım.
Oturup kumlarına, aklımı manzarana uzattım.
Ben iyiyim,
yok yarına ilişkin kedere değer bir kaygım.
Sen de öylesin,
öyle’den öte,
yıldızlarını takmış dünyevi bir tanrıça gibi
ışık ışık süzülmektesin.

Biz
aynı nakaratta buluşmuş çift sesli bir ezgi gibi
iki sonbahar misafiriyiz şimdi.
Biraz oturup, kalkacağız mevsimden.
Kışı eldivenlerle tutup
geçeceğiz buzlu bir demden.
Sonra
açık pencerelerden sızan cik cikli sabahlara uyanacağız hep yaptığımız gibi.

Biz
aynı güz güneşinde gülümseyen
iki bilinenli denklemiz şimdi,
iyi ki …

Biz’ için 4 yanıt

  1. Daha küçük yaşlarda yelken açıp hayata, farklı şehirlerin limanlarına demirledim zaman zaman. Şimdilerde ise adı deniz’le başlayan ama denizi olmayan bir şehirde yaşamaktayım. Ömrümün altı yılı ise denizle kucak kucağa bir şehirde geçti. Ne vakit canım sıkılsa, ne vakit derdimi dinleyecek bir arkadaşa ihtiyaç duysam, koştum gittim şehri kucaklayan denize. Ben anlattım o dinledi, o anlattı ben dinledim. Şimdi çok özlüyorum onu. Sesi kulağımda çınlıyor, zaman zaman beraberken çektiğim videoları açıp sesini dinliyorum. Az da olsa zaman buldukça koşup gidiyorum ona, hasret gideriyoruz… Ama gurbetlik baki şimdilik. Denizle kucaklaşmamışsa şehir, adında deniz olması hafifletmiyor gurbetliği. Yazınız yine aldı götürdü bizi, geri çabuk getirse bari. Aklıma “yaşadı yaşayacağı kadar” denilen köyümün yaşlı insanları geliyor. Ne zaman bu cümleyi duysam, benim de içimden bir cümle baş veriyor: daha denizi bile görmediler.

    Teşekkürler…

    Liked by 1 kişi

    1. Ben bu değeri keşfedeli çok zaman olmadı. Orada, ayağımız ucundaydı, gelip geçerdim lakin yokluğu neden eksiklik yaratır bilmezdim. Ankara da üstüste geçen yirmi günün sonunda o nedeni buluverdim. İnsan yoruluyor duvarlara çarpmaktan. İnsanları , taşıtları, eşyaları, gürültüyü takip etmekten erken yıpranıyor. İnsan istiyor ki, bir güzel açıklık, ferahlık olsun gözüme, kulağıma dost. Mavi… Dinginlik, huzur… Gökyüzü… Bir tek orada parlak ve geniş… İnsan unutsa da, parçası bütünün. Dedim ki o ara, “beni bir su kenarına götürün. Nereye baksam taş, nereye dönsem bina.!!” Bir göl var imiş, gitttik. Boşalttım içimdeki kirli nefesi de kendime geldim. O gün anladım, gitmesem de orada olduğunu bilmem gereken şey deniz. Niyet ettiğimde görmem gereken… 🙂 Teşekkürlerim daimdir.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s