O

Bibo no Aozora – Ryuichi Sakamoto

Bitiyor işte eylül.

Az sonra ekim gelip,

torbanın dibinde kalan yazdan azıcık üfleyip gidecek.

Sonra,

kasım görünecek yokuşun başından;

elinde baston şemsiye, başında fötr, boynunda kravatla

sepia bir zamanda salınıp, güzü ayaza itecek.

Bir kapı aralanacak peşinden.

Bir aralık ki, sırtı battaniyeli çocuklar

ellerinin buzunu, buharlı soluklarıyla çözecek.

Sobanın isinden griye çalmış duvarlarda,
üç beş yaprak kalacak takvimlerden.

Ayağı çıplak uykularda,

karbonmonoksit rüyalara dalarken battaniyeli çocuklar,

geri sayım sesleri yükselecek  gece yarısı

plastik çam ağaçlarına kırmızı toplar kondurulmuş evlerden.

Ve o

yerleşecek sokaklara,

kedinin patisine,

çatıdaki kiremite.

Arabanın direksiyonuna göz dikip

ellerimizden gövdemize yürüyecek sabahları.

Silecekle camın arasına ilişip çıtırtılı ahkamlar kesecek.

Kırmızı ışıkta mendil satan mülteci kadının,
terlikli ayağından sokulup etek uçlarına yerleşecek,

bozuk para için canını yolda bulan okulsuz keratanın
kabansız göğsünü kesecek.

O
yüz çizgileri oynamayan kaskatı bir adam gibi bekleyecek dış kapıda.

Derimizdeki  bedava sıcaklığın sosyalizmine son verecek.

Derya CESUR

Yolda…

O’ için 13 yanıt

      1. Onlar hep netti düne kadar, bakma ayarlarını bozduk dünyanın. Bu arada bir eksik anlaşılma olabilir; ben kararsız değilim, sadece bilmediğim şeyler çok, yani bilfipimin dışındaki ihtimaller.. Bu yüzden köşeli cümlelerden çekiniyorum. Bilmek, benim için fazla iddialı, benimkisi galiba… Sezmek 🙂

        Liked by 1 kişi

  1. İçimi acıttı “battaniyeli çocuk”. Okulsuz kerata da midemi burdu.
    Eylemsizlik, elimizin bağlı olması en çok üzen oldu.
    Eline ve şairane duyarlılığına sağlık.

    Liked by 1 kişi

    1. Şairene kalemimin duruma çare olmaması hali de içler acısı tabi. Teşekkürler sana ve uzaylı duyarlılığına 🙂 ( bknz: instagram)

      Beğen

  2. Karadeniz yaylaları da Vargit çiçekleri vardır. İlkbaharda açıp sonbahar sonlarında yok olurlar; göç gibi, bir kar tanesinin düşeceğinin habercisi gibi, devinim ve yeniden oluşum gibi. Hayat.

    Liked by 1 kişi

  3. Bugünü dünü, yarını bugününü tutmuyor insanın. Lise sıralarında tuttuğum ajandam geçti geçenlerde elime En ile başlayan sorulara cevap verdiğim bir anket var içinde; en sevdiğin sayı, en sevdiğin hayvan, en sevdiğin şair… gibi gibi uzun bir liste. Tebessümle okudum hepsini, şimdi tekrar doldursam belki de yüzde doksanını değiştiririm. Tıpkı orada yazan en sevdiğin ay kısmına yazdığım Haziran’ı Kasım’la değiştirecek olmam gibi. Evet tereddütsüz en sevdiğim ay Kasım. Sebebi, belki biraz edebiyata olan merakımız, biraz edebiyatın hüzne olan ihtiyacından kaynaklanıyor olabilir. Bir yazımda sonbaharın vedasına atıfta bulunurken şöyle demiştim: “Ha Kasım! Sende bırakıp gideceksin beni üç beş güne kadar… Konuşsam Aralıkla, vermez mi sırasını sana? Ha Kasım!” Her mevsim güzel lakin Kışı sevemedim. Ama O’na selam durduğun yazını çok ama çok sevdim.

    Beğen

    1. Zaten anlamışsındır. Ben de pek hazzetmem kıştan. 🙂 Evinde ısıtıcısı, ocağında aşı olmayanlar için nemrut bir mevsim. Eylülün peşine takılıp geliyor diğerleri. Eylül olmasa, hiç gelmeyecekmiş gibi 🙂 Hazzetmediğimizi de güzel giydiren bir yanı var edebiyatın, teşekkür ederim 🙂

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s