Ser


Bursa’ya yaptığım ziyaretlerden birinde Sevgili Mutlu Kaplan’ın tavsiyesi ile haberim oldu Mezeci Çırağı ve Özkan İrman’dan… Minteks’ten kitabı aldım o gece bitirdim.
Hikayenin sonunda ağzımda kalan tat ve boğazımda kalan yumru ile öylece kaldım. Gariptir, insanı düşünmeye sevk eden bu halleri severim, o haller de beni sever. Bazen bir kitabın sonunda bazen dinlediğim bir şarkının melodisinde gelir üzerime yapışır…
Kitaplarda geçen yerleri merak eder yolum düşerse giderim.
Pirinç Hanı’nın avlusundan girince yaşadığım hayal kırıklığına benzetme bulmak zor.
Nerede Özkan İrman’ın anlattığı o caanım Pirinç Hanı?
Nerede gözümle gördüğüm! 
Lafın burasında tarihi dokuyu korumuyoruz, sahip çıkmıyoruz diye başlayan uzun, ağdalı cümleler kurabilirim de, neyi koruyup, neye sahip çıkıyoruz?

Kestane şekeri almak ve biraz soluklanmak için Minteks’te verdiğim bir mola sonrasında tanışmak kısmet oldu Özkan İrman’la, Mezeci Çırağı’nı imzalattım, vaktim de vardı sohbet etme imkanımız da oldu. Vedalaşırken Özkan İrman, Özkan Ağabeydi artık.
Sonra Sin’i okudum…
Az önce de içimizdeki farklıları anlatan Ser adlı kitabını bitirdim.
“Farklı” derken normale ters düşen demek istedim…Kimi farkında olmadan yapıyor bunu, kimi bilerek, isteyerek. 
Kim normal?
Yok mu hepimizin çileden çıktığı anlar?
Ne halde olduğumuzu görmek için gazetelerin üçüncü sayfalarını okumak, haber bültenlerini izlemek, hafta sonu günübirlikçilerin müdavimi olduğu plajlara gitmek ve hatta trafiğe çıkmak yeterli…Araçların sağ ön koltuğunda oturanların ayaklarını camdan çıkardığı, başka bir kültür var mı bilmiyorum!? 
Aslında günübirlikçilerle, trafik magandaları ile ilgili yazmak istediğim çok şey var da, değiştiremedikten sonra eleştirmenin bir anlam ifade etmediğine inanıyorum…Hastalığı tedavi etmedikten sonra konulan teşhisin değeri var mı?
Ser’de Ayten ve Selattin gibi hikayelerini okurken gülümsediğiniz, doğuştan akıl sağlığı bozuk karakterler de, bankada ne kadar parası olduğu belirsiz olduğu halde, parasına kıyıp da simit alamadığı için simitçinin etrafında dört dönen cimriler de var…
Vefasızlar, üçkağıtçılar, beleşçiler, baba parası yiyenler,Koyun Hayri’ler, Sarhoş Selimler…
Benim en fazla kızdığım yaptıkları ile iyi niyetli insanların katılaşmasını sağlayan karaktersizler de var…
Kafa nereye biz oraya!
Ser’e gidiyoruz 
Yolcusu Kalmasın
Zaten kaldığı hiç görülmemiştir…

Ser” için bir yanıt

Özkan İrman için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s