Eskici

Eskici kapımı çaldığında henüz yeni toplamıştım ona vereceklerimi. Uzun zaman oldu onu görmeyeli. O bildiğiniz eskicilerden değil! Sokak sokak dolaşmaz. Dükkanı, telefonu, tanıyanı yoktur. Nerede yaşadığını, nerelerde bulunacağını kimse bilmez. Aslında onu sen çağırmazsın, ihtiyacın olduğunu hissettiğinde o seni bulur.

Kapıyı açtığımda ilk dikkatimi çeken hiç yaşlanmamış oluşuydu. Uzun boyu, heybetli duruşu, bakımlı saçları ve uzun sakallarıyla ona eskici demek çok zordu. Gözlerime baktığında içimin daraldığını, kalbimin yerinden çıkarcasına hızla attığını hissettim. Gözlerimi istesem de onun gözlerinden kaçıramıyordum. Girdap gibiydi bakışları; birazdan ayaklarım yerden kesilecek, döne döne gözlerinin içine girip kaybolup gidecektim sanki… İçimde başka biri belirmişti de organlarımı, derimi parçalayıp dışarı çıkmak istiyordu. Eskici, konuşmadan uzunca baktı gözlerime. Sadece bakmıyor; beni okuyor, anlıyordu. İçimde beliren yabancıya hükmediyordu. Bir müddet sonra içimin fırtınası duruldu. Okyanuslarıma hâkim olan kara bulutlar dağıldı. Ortamın sessizliğini eskicinin mistik sesi dağıttı:

”Çok fazla eski biriktirmişsin eski dostum. Bedeninin perdelemek için uğraştığı tüm yaşanmışlıklarını biraz önce ruhun anlattı bana. Vakit kaybetmeden eskilerini alıp gideyim ben.”

”Haklısın eskici; gönül evimde çok fazla eski birikti. Daha fazla tutmanın bir anlamı yok. Al götür hepsini.”

”Bak eski dostum! Ben, insanların yıkılan hayallerini, solan ümitlerini toplarım sadece. Tek şartım tamamen tükenmiş olmalarıdır, küçük bir yeşerme belirtisi bile görürsem almam. Ne kadar çok yıkılan hayalini, solan ümidini verirsen bana o kadar çabuk yeni tohumlar elde edersin hayattan. Acılarını da almam. Sana bıraktıkları acılar sende kalır. O acılar terbiye eder, olgunlaştırır ruhunu. Karşılığında da bir şey vermem. Gönül evinin eskicisiyim ben.”

”Hepsi hazır eskici! Al götür.”

Eskici, gönül evimin bir köşesinde biriktirdiğim yıkılan hayallerimi, solan ümitlerimi, kuruyan umutlarımı toplamaya başladı. İrili ufaklı o kadar çok eskim vardı ki birçoğu uzun yıllardır duruyordu. İşi bittiğinde sessizliği yine onun sesi bozdu:

”Bana müsaade eski dostum! Bir daha araya uzun yıllar sokma. Biriktirme çok fazla. Ne kadar çok birikirse gönül evin o kadar daralır, ruhun bir o kadar sıkışır. Unutma, ruhun bu evde yaşıyor.”

Eskici, kapıyı açıp dışarıya bir adım attığı sırada durup bana döndü ve:

”Yan odada bir parça daha eskin olduğunu görüyorum onu vermeyecek misin?”

”Şey… O kalsın eskici, belki filizlenir.”

”Hımm… Bak evlat! Seni üzmek istemem fakat o kurumuş, asla filizlenmeyecek.”

O sırada, sert esen rüzgarlar eşliğinde içimin ormanlarına şiddetli yağmurlar yağmaya başladı. Bedenim ne kadar perdelemeye çabalasa da başarılı olamadı. Önüne gelen her şeyi yutan seller gözlerimin ardına kurduğum barajları yıktı geçti. Gözyaşlarım içerisinde eskiciye seslendim:

‘’O kalsın eskici!’’

***

Özkan SARI

Eskici’ için 3 yanıt

hkaygun için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s